kurşunlar yüreğime
2/5/2009 -Kategori: edebiyat
Kurşunlar yüreğime....
susuyorum izliyorum şaşırıyorum
çok şaşırıyorum....
kendime sana yaşananlara
hayatın sürprizlerine...şaşırıyorum..
melankolik bir yapım var biliyorsun...
içime kapanıyorum..
duygu yoğunluğu sardı benliğimi
yüzümden okunuyor kalbim
yine tuzağa düşmüş ceylanlara benziyorum
bu yıl da bitti düşe kalka
her yıl yeni bir hasat
derlenip toplanmaya zaman kalmadan
ödevini bitiremeyen tembel talebeyim ben
bitmiyor yürek acısı bitmiyor hasret bitmiyor sevdalar
bir sonraki yıla taşıyorum yükümü
aşkmıdır beni yaşatan
yoksa benmi yaşatmaya çalışıyorum
yorgun geçmişi silemedim
oysa ben biliyorumki tekim
birtaneyim
seninim
senin eserinim
birde sen bilseydin...
herşey nekadar güzel olurdu kimbilir...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
2/5/2009
DUDAKLA BARDAK ARASI
Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni
yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş.
İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de
kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş.
O zavallı kölelerden biri, birgün pek bitkin düştüğü
için dayanamaz ve zalim krala:
- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu
bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiçbir zaman
içemeyeceksiniz ki !.. deyivermiş.
Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün
gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dâhil
herkesin hemen toplanmasını emretmiş.
Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış
şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce
kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna
çağırtmış. Şarap bardağını eline alarak:
- Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiçbir zaman
içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? diye
sormuş.
Köle şöyle cevap vermiş:
- Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem.
Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur.
O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem!
Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın
adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye
girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş.
Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen
dışarı fırlamış. Bahçede domuzun bulunduğu yere
koşmuş. Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele
başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı
dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep
olmuş. Kral bostanda, bardak masada kalmış...
Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor:
'Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip değil ise
ne gelir elden?'
Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik
sanmayın. Sıkıca asılın onlara tıpkı hayata
asıldığınız gibi... Çünkü onlarsız hayat da
anlamsızdır..
Hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve
nereye gittiğinizi unutmayın. Hayatın bir yarış değil,
her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir
yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Dün tarih oldu...
Yarın bir sır...
Bugünün kıymetini bilin.
Sevgiyle Kalın ....
Can DÜNDAR
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
DUDAKLA BARDAK ARASI
25/10/2008 -Kategori: edebiyat
DUDAKLA BARDAK ARASI
Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni
yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş.
İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de
kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş.
O zavallı kölelerden biri, birgün pek bitkin düştüğü
için dayanamaz ve zalim krala:
- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu
bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiçbir zaman
içemeyeceksiniz ki !.. deyivermiş.
Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün
gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dâhil
herkesin hemen toplanmasını emretmiş.
Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış
şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce
kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna
çağırtmış. Şarap bardağını eline alarak:
- Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiçbir zaman
içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? diye
sormuş.
Köle şöyle cevap vermiş:
- Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem.
Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur.
O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem!
Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın
adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye
girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş.
Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen
dışarı fırlamış. Bahçede domuzun bulunduğu yere
koşmuş. Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele
başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı
dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep
olmuş. Kral bostanda, bardak masada kalmış...
Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor:
'Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip değil ise
ne gelir elden?'
Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik
sanmayın. Sıkıca asılın onlara tıpkı hayata
asıldığınız gibi... Çünkü onlarsız hayat da
anlamsızdır..
Hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve
nereye gittiğinizi unutmayın. Hayatın bir yarış değil,
her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir
yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Dün tarih oldu...
Yarın bir sır...
Bugünün kıymetini bilin.
Sevgiyle Kalın ....
Can DÜNDAR
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
blogcu arkadaşların dikkatine
23/10/2008
1 KASIM 2008 GÜNÜ SABİT TELEFONLARI SUSTURUYORUZ.
BU DEMOKRATİK HAKKIMIZI KULLANARAK BİZİ SOYANLARA EN AZINDAN BİR GÜN
BİLE OLSA DUR DİYORUZ.
BU POSTAYI BÜTÜN TANDIKLARIMIZA GÖNDERELİM
UNUTMAMAMIZ İÇİN TEKRAR BİLE GÖNDEREBİLİRİZ.
TÜKETİCİ KORUMA DERNEKLERİNİN ÖNCÜLÜĞÜNDE 1 KASIMDA SABİT TELEFONLARLA
GÖRÜŞME YAPMIYORUZ.
BİR GÜNLÜK BU PROTESTO TELEKOMA OLDUKÇA AĞIR BİR CEZA OLACAK.
BU POSTAYI BİR BAŞKA KİŞİYE GÖNDERMENİZ SADECE 2 DAKİKANIZI ALIR.
VE BU 2 DAKİKA BİZLERE ÇOK ŞEY KAZANDIRIR.
ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.
Bir ev telefonundan 3.90 YTL lik görüşme yapılıyor. Telefon
faturasının TOPLAM tutarı 19.25 YTL oy oy oy bu ne. Bu ne biliyor
musunuz? Kış uykusuna pardon kış uykusuna değil koyun uykusuna
yatırıldığımızın aslında yattığımızın resmidir.
Sabit ücret: 10,43 Ytl.. bu rakam her konuşsanda konuşmasanda faturana
yansıtılıyor...
Kdv matrahı: 14.54 bu ne anlam taşıyor vallahi billahi bilmiyorum.
Katma Değer Vergisi: 2.62 üsteki kdv ile alttaki sanki aynı biri
diğerinin kısaltılmış hali. Neden ikisi de kısaltılmış olarak
yazılmamış. Yada ikisi de uzun hali ile yazılmamış
Özel iletişim vergisi: 2.18
--------------
Toplam uyuma Parası: 19.25
Aslında Telekom Panikte. Çünkü vatandaş uyanıyor. Sabit telefonlar
birer birer iptal ediliyor. Bu nedenle reklâmlara başlamış Telekom. Ama
yılda 2 milyar dolar kar yapıyormuş Telekom.
… … … … … …
Şimdi ünlü komedyen standalp uzmanı bu özelliğini halkı kandırmak için
kullanıyor. CEM YILMAZ bu işten iyi para kazanmışa benziyor.
(YENİ NUMARASI 11811)
Kontrol ettik, 118 den bilinmeyen
bir numaranin ögrenilmesi icin en az 60 saniye gerekiyor. Yani 8
kontor. Baska bir deyisle eski parayla dörtmilyonücyüzyirmibin TL.
Bir numara ögrenmek için Lübnanli sirkete bu kadar para
ödüyorsunuz. Türk Telekom Soygunu 118 ve 133 e dikkat! ..
Turkçede buna resmen soygun hatta dolandiricilik denir. Özel Türk
Telekom Servisleri Servis Numarasi ve kontur fiyatlarini okuyun da
milletin nasil gizlice soyuldugunu gorun.
Bu numaralar 110, 112, 121, 122, 123, 124, 126, 154, 155, 156, 158' 'i
ararsaniz ücretsiz 113, 153, 163, 166, 169, 174, 175, 176, 179, 180,
181' 'i ararsaniz 60 saniyede atacak bir kontur icin icin 72.000TL..
185, 186, 187, 188, 189, 114, 117, 119, 130, 170, 171, 172, 173, 178,
182, 183, 184' 'u ararsaniz,15 saniye icin 288.000 TL.
Simdi SIKI durun! .. 118' 'i ararsaniz 8 saniyede bir atacak kontur
icin tam 540,000 TL, v! e 133' ' u ararsaniz 3.6 saniyede atacak bir
kontur icin 1.200.000 TL,
Dikkat ederseniz bilinmeyen numaralari aradiginizda dakikalarca
bekletirler. Sürekli olarak banttan ' hatlarimiz dolu bekleyin'
talimati verirler. Buna resmen dolandiricilik denir.. Turkiye''de
bilinmeyen numaralari sormanin bu kadar pahali oldugunu Kim
biliyor? Insanlarin bilgilenmek icin kullandiklari ve dunyanin her
yerinde bedava olan bu kamu yararina hatlarin fahis fiyatlarda
olmasi talimatini kim verdi? .Bu yazidan sonra hala bilinmeyen
numaralari aramak istiyorsaniz cebinize dikkat edin.
Siz hala 'ALO' diyebiliyor musunuz..? EKONOMIST dergisinde yayinlanan
bilgilere göre Ev Telefonlarini Kapatma Zamani geldi. Türk Telekom'un
konusma ücreti/dakika 81.400 TL. oldu. GSM sirketlerinde bu rakam
neredeyse benzer. 99.846 TL. Evden Cebi ariyorsaniz ödeyeceginiz 407.000
TL. Oysa GSM'den evi ararsaniz dakikasi 297.521 TL. Yeni patron
getirdigi 'Milli Güvenlik riski' yaninda Türk Milletini de 'APTAL'
yerine koyuyor anlasilan.
LUTFEN PROTESTO EDIN. BU MESAJI OLABILDIGINCE YAYARAK YENI FIYAT
POLITIKASININ DA BILINMES INI SAGLAYIN...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Saat üçe sen kala
22/10/2008
Dalga denizindir, yıldız gecenin
Gece benimdir saat üçe sen kala
İşte o saatlerde, dünya batar gözüme
Dayanamam
Siyah şile bezi gibi keserim geceyi
Dayanamam
Makas atarım hayata
İşte o saatlerde
Ölü bir kenttir soluduğun yarım küre
Bilmezsin bunları uyursun sen
Ne çok güzelsin uyurken bilsen
Saat üçe sen kala
Lâl olur gündüz alem
Henüz doğmadan tan
Yüzüm değer yüzüne
Bilmem kaç bin fersah uzaktan
Sen bilmezsin saat üçe sen kaladan önce
Ne histeri nöbetler geçirdiğimi
Geceden geceye bir bebek gibi
Nasıl emeklediğimi
Gece yâr, gece yâr
Yirmi yıl beklesemde odyseus gibi sürgünde
Sen uyurken çıkıp gecelerden
Gölge gibi gireceğim pencerenden
Gündüz alemindir, akrep saatin
Sen benimsin saat üçe sen kala
YILDIRIM UZUN
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
yalnızlık
14/10/2008 -Kategori: insanlar
Ne demeli? ..
Nasıl anlatmalı? ..
Ne yazmalı bu dar ve parlak yüzeye? ..
Sıradan bir yalnızlık benimkisi...
Kiminkinden farkı var? ..
Kelimelerden cümle kurma yeteneğim,
benim yalnızlığımı sadece belgelenmiş bir 'anı' yapar...
Herkesinki gibi bir yalnızlık bu...
Yangın yerinde hareket edememek gibi...
Hiçbir teselliye boyun eğmeyen...
Laftan, sözden anlamayan bir yalnızlık bu da...
Asi... Onurlu... Ümitsiz...
Hiç kimseninkinden farkı yok...
Sabah ezanından hemen sonra...
Durduk yere arabanın camını açıp...
İstanbul'un tam ortasında, sesim kısılasıya geceye O'nu bağırmak...
'Seni seviyorum'u öfkeye dönüştürmek...
Bu koca kente O'nu haykırmak...
Dudaklarımın önce titremesi...
Sonra gözlerimin dolması...
En fazla ağlamak ıslak caddelere...
Elimin ayağıma dolaşması...
Salaklaşmak...
Farklı mı yapar benim yalnızlığımı? ...
Duysaydı... Belki...
Duymadı... Duyulmadı...
BİLAL
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
DÜŞ OLDUM
14/10/2008 -Kategori: edebiyat
Bir ben yalnızım sağa sola dönüşlerin adının
dans olduğu bu şenlikte.
Müzik kulağımı tırmalıyor,
Işık çok az,
Kadeh yere düştü kırıldı şimdi.
Özlüyorum desem ne değişir?
Dans, müzik, ışık
Hiç...Hiç biri
Olsun
Özlüyorum,
Başım dönüyor,
Biraz da üşüdüm.
Ben, ben senden sonra
Düş oldum...
ANLATSAM ROMAN OLUR
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
çağrışımlar
7/9/2008 -Kategori: edebiyat
Çağrışımlar
Çok küçük bir yalanı
Çok büyük bir orantıda
Dinlediniz mi..
Çok büyük bir yalanı
Çok yalın bir doğrultuda
Söylediniz mi..
Gecikmiş bir gizlemi,
Birikmiş bir özlemi
Sakladınız mi..
Gelmeyecek bir gideni,
Olmayacak bir nedeni
Beklediniz mi..
Bir gerçeği erken,
Bir açlığı tokken
Anladınız mi..
Hep mi hep ölecekmiş gibi,
Hiç mi hiç ölmeyecekmiş gibi
Yaşadınız mi..
Yalanı sürmeye sürmeye,
Yanlışı görmeye görmeye
Saklandınız mi..
Doğruluğun yönünde,
Doğruların önünde
Aklandınız mi..
Ortamsız bir yaşamda,
Yaşamsız bir ortamda
Harcandınız mı..
Özdemir Asaf
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
kor ve güz
5/9/2008 -Kategori: edebiyat
Kor ve Güz (Utanıyorum)
Güz savurur Ankara sokaklarına
_________________________kavak yapraklarını
Saplanır mevsimler karanlığa
Susar sokaklar
____________rüzgar uğuldar sessizce
______________________________aşkın(m) / aşık kulakların(m) da
Bu sensiz kaçıncı hasat böyle?
Dökülen yapraklar ağlar -sensiz bana-
____________________________-sensiz kimliğime-
***********
Belli!
Ankara’da yaprakların son hasatı bu güz.
kara trenler daha solgun
Bilmediğim aşkların küskün acıyan yüklerini taşır
_______________________________________başka şehirlere
Bu şehrin yalnızlarını kovalar
_______________________kızgın demir raylar
Görmediğim şehirlere gider aşk
________________________Ankara’dan
*************
Göz yaşlarımla ıslanır güz yaprakları
Bir kor, alevlenmek ister yüreğimde
Lanet çöker üstüme
_______________yağmur yağmak istemez sensiz şehre
Güz yaprakları
___________benden saklar
_____________________bastığımız kaldırım taşlarını
Savrulur seni anlatan teraneler bir yerlerde
_________________________kulaklarımdaki rüzgar uğultusuna inat…
Oysa, ölüm ayırsın isterdim bizi
Yoksa yüreğin dar mı geldi sevdama?
_________________________bilmem / bilemem
Ağır yüklere mahkum vagonlarda
__________________________uzak şehirlere kaçar sevdam/sevdan
Sen giderken
_________bilmediğim bir uzak iklime
___________________forsa kırbacı düşer özüme
*************
____________bilemem nedendir
Beraat kararı çıkmaz sevda divanından
Sönmek bilmez içimdeki kor
Yüreğim güze
___________güz kor’a
__________________mahkum sevdiğim
*************
Sevdiğim
_______biliyor musun?
Yapraklar son hasatını yapıyor Ankara semalarında
Kaldıramıyorum başımı
Utanıyorum
_________Sensiz geçen her gün için
_________________güzde yaprakları düşen Ankara kavaklarından
Utanıyorum
_________kavak yapraklarına kucak açan
__________________________sensiz bastığım
__________________________________kaldırım taşlarından
Utanıyorum
_________içimdeki aşkın kor’undan
______________________senden utandığım kadar
Sevgilim
______sen gitmeden
________________sadece bir kez
___________________________seni sevdiğimi söyleyemediğim için
__________kordan
_____________güzden
________________kendimden
____________________________Utanıyorum
İbrahim İMER
Ankara, Ocak, Şubat 2008
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı